Personal

Thun: Pazar Günü İsviçre'de Sessiz Bir Şehir

Feb 8, 2026 · 6 min read · Turkish

Sabah 9.17 trenini yakaladık ve Thun'a doğru yola çıktık. Her zamanki gibi SBB ofisinden bir yönlendirme haritası aldık ama Thun'daki harita gerçekten kötüydü. Haritadaki isimlerle Google Maps'teki isimler birbirini tutmuyordu. Gitmek istediğimiz yerleri haritada bulamadık, sora sora insanlara ulaştık.

Pazar günü İsviçre'ye gelenler bilir: sokaklar neredeyse bomboştur. Koca şehirde yaklaşık on kişi vardık sokakta. Herkes birbirini görmüştü neredeyse. Bu sessizliğin içinde yürümek ayrı bir huzur veriyor insana.

Eski şehir surlarının dibinde ilginç bir figüre rastladık: Thun'un geleneksel soytarı heykeli. Şehrin karnaval geleneğinden kalma bu şaklaban figürü, eski duvarların dibine yerleştirilmiş. Küçük ama şehrin ruhunu yansıtan sempatik bir detay.

Thun'u farklı kılan yanlardan biri de iki katlı caddesi. Tasarım olarak gerçekten çok güzel bir cadde; alt katta dükkânlar, üst katta yürüyüş yolu. Akşamları ışıklandırıldığında çok daha güzel oluyormuş.

Thun iki katlı cadde

Thun'un meşhur iki katlı caddesi — pazar günü bomboş

Thun'da tarihi açıdan diğer İsviçre şehirlerine kıyasla çok fazla şey yok aslında. Bern, Luzern ya da Zürich'le karşılaştırıldığında tarihi doku biraz zayıf kalıyor. Ama Thun'u tarihi olarak farklı kılan kesinlikle kalesi: Schloss Thun. 12. yüzyıldan kalma bu kale, şehrin en yüksek noktasından tüm vadiye hâkim. Aşağıdaki meydandan baktığınızda, eski taş binaların arasından yükselen kuleleri gerçekten etkileyici.

Schloss Thun, meydandan görünüm Kale önünde selfie

Schloss Thun — meydandan ve kale surlarının dibinden

Şehrin asıl güzelliği doğasında. Thun, Aare Nehri'nin Thunersee'den (Thun Gölü) çıktığı noktada kurulmuş. Daha önce Interlaken'a gittiğimde Thunersee ile Brienzersee arasındaki yolu yürümüştüm; Interlaken tam olarak bu iki gölün arasında kalıyor.

Şehrin içinden geçen Aare Nehri ve üzerindeki yapıları Luzern'e çok benzettik. Gerek tahta köprüsü gerek nehrin şehirle bütünleşme biçimi, Luzern'deki meşhur Kapellbrücke'yi andırıyor. Nehrin iki yakasındaki renkli binalar, sisli havada ayrı bir atmosfer yaratıyor.

Aare Nehri, Thun şehir merkezi Thun tahta köprüsü

Aare Nehri ve Luzern'i andıran tahta köprü

Gölün de çok estetik olduğunu söyleyebilirim. Sisli havası biraz engelliyor görüntüyü ama yazın çok daha güzel olduğunu tahmin ediyorum. Yaz aylarında insanlar bu gölde yüzüyor, hatta köprülerden Aare'ye atlayarak akıntıyla birlikte süzülüyorlarmış. Kışın tabii bu biraz zor.

Thunersee kıyısı Thunersee geniş açı

Thunersee — kışın sisli ama huzurlu

Yemek için bir Irish pub'a gittik. İsviçre'de Irish pub'lar çok yaygın, özellikle gençler arasında popüler. Buraya geldiğimden beri bir PlayStation kafe arıyordum; Türkiye'de çok yaygındır, arkadaşlarınızla gidip saatlerce FIFA oynarsınız. Arkadaşım İlya da arıyormuş meğer. Ama İsviçre'de öyle bir konsept yok.

Tam umudumu kesmişken, bu Irish pub'da para atıp çalıştırabildiğimiz eski tip bir PlayStation makinesiyle karşılaştık. Klasik arcade tarzı, madeni para atıyorsun ve FIFA açılıyor. Çok ilginç bir deneyimdi. Yaklaşık bir saat oynadık, İsviçre'nin ortasında Türkiye'deki PS kafe nostaljisi yaşadık.

Irish pub'da PlayStation makinesi

İsviçre'nin ortasında beklenmedik bir PS deneyimi

Thun'dan bir otobüse binip göl kıyısı boyunca Niederhorn'a doğru yola çıktık. Otobüs yolculuğumuzda ilginç bir tanışıklık yaptık: bir misyoner abi. Armageddon, İsa'nın ikinci gelişi, kıyamet gibi konularda bir şeyler anlattı. Tamamen doğal yaşıyormuş. İsviçre'nin çok sağlıksız olduğunu, suyun pis olduğunu, kanser oranlarının çok yüksek olduğunu söyledi.

Ufak bir araştırma ile İsviçre'nin dünyadaki en düşük kanser oranlarından birine sahip olduğunu gördüm. Suyunun da dünyanın en temiz sularından biri olduğu bilinen bir gerçek. Yani misyoner abi biraz abartmış olabilir. Ama yine de ilginç bir sohbetti.

Thunersee kıyısında iskele

Göl kıyısı boyunca Niederhorn'a doğru

Sonra uzun bir teleferik yolculuğu ile Niederhorn'a çıktık. İsviçre'deki onca ziyaretim arasında sahip olduğum en iyi manzaraydı diyebilirim. Hava çok sisliydi ve bu, manzarayı daha da büyüleyici yapıyordu — bulutların arasından dağ zirvelerinin belirip kaybolması ayrı bir deneyim.

Niederhorn teleferik yolculuğu

Niederhorn manzarası

Niederhorn'dan Thunersee manzarası

Bu arada, İsviçre'de dağlara çıkan bu teleferiği özel şirketler işletiyor; Swiss Pass geçerli olmuyor. Bu da bir bilgi olsun.

Sonra Lozan'a dönerek gezimizi tamamladık. Dönüş treninde İsviçre'de bilet görevlisi olarak çalışan bir Türk ile tanıştım. Buradaki yaşam, çalışma koşulları ve günlük hayat hakkında birçok bilgi verdi. Güzel bir sohbetti ve günün güzel bir kapanışı oldu.