Personal
Zürih'te Bir Gün: ETH, Eski Şehir, Göl ve Çikolata
Zürih — İsviçre'nin en büyük şehri, finans merkezi, dünyanın en pahalı şehirlerinden biri. Ama aynı zamanda eski şehri, gölü ve üniversitesiyle görülmesi gereken bir yer. Sabah erkenden trene atlayıp günübirlik bir Zürih gezisine çıktık.
Bahnhofstrasse ve İlk İzlenimler
Zürih Hauptbahnhof'a — yani ana tren garına — vardık. Burası Avrupa'nın en işlek tren garlarından biri. Çıkışta sizi doğrudan Bahnhofstrasse karşılıyor: dünyanın en pahalı alışveriş caddelerinden biri, hatta metrekare başına mağaza kiraları açısından en pahalı caddeler arasında sayılıyor. Rolex, Cartier, Louis Vuitton... Vitrinlere bakarak yürüdük ama İsviçre'de öğrenci bütçesiyle bu cadde sadece gözün ziyafeti.
Caddenin sonunda Paradeplatz var — İsviçre bankacılık sektörünün kalbi. UBS ve Credit Suisse'in (artık UBS'in) genel merkezleri burada. Küçük bir meydan ama taşıdığı ekonomik ağırlık devasa. Buradan Limmat Nehri'ne doğru ilerlemeye başladık.
ETH Zürich: Einstein'ın Okulu
ETH, dünyanın en iyi teknik üniversitelerinden biri; Einstein, John von Neumann, Wolfgang Pauli gibi isimler burada okumuş ya da çalışmış. Polybahn füniküleriyle tepeye çıktık — kısa ama eğlenceli bir yolculuk.
ETH Zürich — dünyanın en iyi teknik üniversitelerinden biri
Kampüs inanılmaz. Ana binanın kubbesi, koridorları, terasından şehir manzarası — hepsi ayrı güzel. Terastan Zürih'in neredeyse tamamını görebiliyorsunuz: kilise kuleleri, çatılar, uzakta göl. Hava bulutluydu ama manzara yine de etkileyiciydi.
ETH terasından Zürih panoraması ve kampüsten bir kare
Eski Şehir: Limmat, Kiliseler ve Dar Sokaklar
ETH'dan aşağıya yürüyerek indik. Limmat Nehri kıyısında eski şehri keşfetmeye başladık. Nehir boyunca ilerleyip önce Grossmünster'i gördük; iki kuleli silueti uzaktan bile hemen fark ediliyor. Sonra köprüden karşıya geçip Fraumünster tarafına geçtik. Zürih'in bu kısmı gerçekten çok fotojenik — iki tarafta tarihi binalar, suyun üzerinde kuğular, arkada kilise kuleleri.
Limmat Nehri — Zürih'in kalbinden akan suyolu
Oradan meydana uğradık, ardından biraz yukarı çıkıp St. Peter Kilisesi ve Lindenhof Parkı tarafına geçtik. St. Peter, Avrupa'nın en büyük saat kadranına sahip kilise; kadranın çapı 8.7 metre. Lindenhof tarafı da eski şehir üzerinden bakmak için güzel bir nokta — kısa bir mola vermelik bir yer.
St. Peter — Avrupa'nın en büyük saat kadranı
Sonra tekrar aşağı inip eski şehrin dar sokaklarında yürüdük. Orta Çağ'dan kalma binalar, küçük dükkânlar, kafeler... Zürih'in eski şehri Bern kadar büyük değil ama kendine has bir havası var. Daha şehirli, daha kozmopolit. Sokak aralarında antikacılar, kitapçılar ve küçük galeriler keşfedebilirsiniz.
Bu arada pazartesi olduğu için kiliselerin ve müzelerin bir kısmını sadece dışarıdan gördük. Kunsthaus (sanat müzesi), İsviçre Ulusal Müzesi ve FIFA Müzesi de kapalıydı. Zürih'e gelecekseniz pazartesi gününden kaçının; ciddi anlamda çok şey kapalı oluyor.
Lindt Home of Chocolate
Öğleden sonra Kilchberg'deki Lindt Home of Chocolate'a gittik — dünyanın en büyük çikolata müzesi ve mağazası. Zürih merkezinden trenle yaklaşık 15 dakika. Binaya girince sizi devasa bir çikolata çeşmesi karşılıyor — 9 metre yüksekliğinde, gerçek çikolata akıyor. Görüntü inanılmaz.
Lindt Home of Chocolate — dünyanın en büyük çikolata müzesi
Mağazasından bol bol çikolata tadımı yaptık ve aldık. Ama asíl müze turuna giremedik çünkü önceden randevu almak gerekiyormuş. Biletler genelde haftalar öncesinden tükeniyor, özellikle hafta sonları. Eĝer gitmeyi düşünüyorsaníz mutlaka önceden online rezervasyon yapın. Biz bu dersi ağır öğrendik.
Zürichsee: Gün Batımı
Günün sonunda Zürichsee kıyısına indik. Gölün kıyısında yürümek, gün batımını izlemek — Zürih'in en güzel deneyimlerinden biri. Gölde kısa bir tekne turu yapmayı da düşündük ama son seferi kaçırdık. Kış olmasına rağmen hava nispeten ılıktı. Kuğular, ördekler, uzakta kar kaplı Alpler... Büyük şehrin gürültüsünü bir anda unutuyorsunuz.
Zürichsee — gün batımında göl manzarası
Zürih, İsviçre'nin diğer şehirlerine göre daha “büyük şehir” havası taşıyor. Bern'in tarihi sıcaklığı ya da Luzern'in masal atmosferi yok belki, ama kendi içinde çok düzenli, temiz ve keşfedilecek çok şey var. Bir günde temel noktaları görebilirsiniz ama müzeleri de dahil etmek istiyorsanız en az iki gün ayırın — ve pazartesi günü gitmeyin.